İlk yazıda bahsettiğim Royal Leamington Spa.
Burayı çok sevdim. Sık gitmeyi umuyorum. Etrafı klasik İngiliz evleriyle çevrili.
İngiltere'de yolculuk ederken yeşile doyuyorsunuz zaten ama burası mimarisiyle de göz alıyor.
İşte onlardan biri.
Her yerleşim yerinde büyük bir kilise oluyor. Pazar gunleri halka açık ayinleri var. içini görmek için girdiğimizde koro çalışması vardı. İnsanları etkilemek için müziği sıkça kullanıyorlar. Aklıma gayri ihtiyari bizim camii musikisi geldi:)
Oldum olası kiliselerin içlerini iç karartıcı bulmuş, acaba onlar da bizim Camiilerimiz için aynı şeyi hissediyorlar mıdır diye düşünmüşümdür. Fakat burada kiliseler çok fonksiyonel. dil dersleri alabiliyorsunuz, dinlenmek için girebiliyorsunuz. içeride muhakkak sizinle yakından ilgilenen bir görevli oluyor. coventry'deki Holy trinity church'un girişinde isterseniz ayinleirmize katılın, isterseniz dinlenmek için gelin, isterseniz şöyle bir uğrayın samimi bir karşılama bulacaksınız yazıyordu.
Kilisenin hemen yanında doğal bir park var. buranın sahipleri zamanında bizim deyimimizle vakfetmişler arazilerini. oldukça büyük bir yer. biz bundan sonra bitiyordur herhalde diye döndüğümüzde aslında bir o kadar daha arazi olduğunu gördük haritadan.
Şansımıza hava çok güzeldi. hava güzel oluınca insanlar böyle uzanıyorlar çimlere. haklılar ne demeli burada güneş yüzünü az gösteriyor.
Burada insanlar adlarını belli bir miktar karşılığında bu koltuklara yazdırmışlar. İn the memory of.... diye başlayarak hayatı hakkında kısacık bilgiler veriliyor.















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder